Arı Ürünleri   Apiterapi   Güzellik Reçeteleri         










   

Doğadan Gelen Şifa

Dünyanın en eski tatlandırıcısı olan bal, binlerce yıldır yalnızca insanoğlunun değil, doğadaki diğer canlıların da önde gelen besin maddesi. Bal, aynı zamanda sporcuların da en önemli enerji kaynaklarının başında geliyor. Antik Yunanlılar ve Romalılar, atletlerinin güç ve dayanıklılığını artırmak için onlara bal yedirirlermiş. O dönemlerde olimpiyatlar da dahil olmak üzere tüm spor karşılaşmalarının öncesinde güç toplamak ve sonrasında ise kaybedilen enerjiyi geri kazanmak için tüketilen bal, günümüzde de sporcular tarafından tercih ediliyor.

Bal,  daha sağlıklı ve hastalıklara karşı dirençli olmayı sağlayan vitaminler içerir:

C vitamini: Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, yaraların iyileşmesine yardımcı olur, kıkırdak ve kemiklerin oluşması için önemlidir. Aynı zamanda bağırsaklarda bitkisel gıdalardan demirin alınmasını kolaylaştırır.

B1 vitamini: Beyin ve sinirler için enerji sağlayan gri hücreleri canlı tutar.

B2 vitamini: Yağı ve proteini enerjiye çevirmede yardımcı olur, sinir liflerini sarar, örten koruyucu tabakanın teşekkül etmesini sağlar.

B6 vitamini: Organizmada 60´dan fazla biyokimyasal işlemde rol oynar ve bu sayede vücudun kendi proteini oluşur. Gebelik sırasında B6 vitamini çok önemlidir, çünkü hücrelerin gelişmesinde yardımcı olur.

Bal, hastalıkların iyileşmesini çabuklaştıran ve organizmanın daha işlevsel olmasını sağlayan enzimleri içerir: 

Enzimler: Enzimsiz yaşam mümkün olamazdı. Enzimler vücutta bütün biyokimyasal süreci organize eder, yönetir, düzene koyar ve hızlandırır, üstelik hastalıkların iyileşmesine de katkıda bulunurlar.

Bal, yaşanan stresle savaşılmasına yardımcı olur, besinlerin daha iyi sindirilmesini ve dolayısıyla daha iyi beslenilmesini sağlar:  

Mineraller ve amino asitler: Balın  içerdiği magnezyum damarlarda kanın pıhtılaşmasını önler, ayrıca stresin olumsuz etkilerinden korur. Potasyum ise bağırsak adalelerinin faaliyetini hareketlendirir. Fosfor; kemik ve dişlerin gelişiminde rol oynar. Büyüme çağında gerekli olan proteinin sentezinde, karbonhidrat ve yağların vücut tarafından kullanılmasında, enerjinin depolanmasında etkilidir. Demir´e gelince, vücudun direncini artırır, kansızlığı önler, büyümeye yardımcıdır. Yine balın içeriğindeki iyot; hormonal denge için gereklidir. Kan dolaşımı, solunum, bağırsakların çalışması gibi yaşamsal işlevler için gereken enerjinin oluşmasını sağlar. Ayrıca sindirim için polenler de önemlidir. Balı yedikten 20 dakika sonra, bağırsak cidarının bağışıklık sistemini kuvvetlendiren maddeler bağırsakta serbest kalır. Bu maddeler aynı zamanda vücudu besinler yoluyla alınan zararlı maddelerin etkisinden de korur. Balda 8 esansiyel amino asidin tamamı bulunur ve bu, çok az besin maddesinde rastlanan bir özelliktir.  

 

 

Bal, anti-oksidan özelliğiyle vücutta denge oluşturur: 

 

Pinocembrin: Tüm özelliklerinin yanı sıra balda vücudun ancak az miktarda üretebildiği pinocembrin maddesi de vardır. Bu nedenle bu madde vücuda günde iki üç gram verilmelidir. Pinocembrin, karaciğerin yağ metabolizmasını ayarlar ve bu organın yağ bağlamasını önler. Önemli bir anti-oksidan madde olan pinocembrin, sadece balda vardır.


Balın aroması, rengi, yoğunluğu ve kokusu arının balı topladığı çiçeğe göre farklılık gösterir.



© 2010  Arıdan Gıda Turizm İnş.Taah.Paz. San.Tic.Ltd. Şti.